Yaşam için O2' e tüm canlıların gereksinimi vardır. O2 yaşam için gereken enerjiyi vücuda sağlarken tüm yanıcı maddeler gibi bir takım atık maddeler açığa çıkarır. Günlük yaşam mücadelesi, yaşlanma, stres, mesleki ve ailesel sıkıntılar, çevre kirliliği, sigara, alkol, kötü alışkanlıklar, endüstriyel gıdalar, hatalı beslenme, yanlış yaşama biçimi, hareketsizlik, hastalık ve enfeksiyonlar, yaşlanmayla beraber hem oksijen gereksinimini hem de açığa çıkan atık madde miktarını artırır.
Atık maddeler yani toksinler yani diğer adıyla serbest radikaller hücrelerde dokularda biriktikçe, hücrede ve hücre zarında hasar yapar. Yaptıkları bu hasarın adı 'Oksidatif stres' tir. Hasarlanan hücrede metabolizma bozulur; sağlıksızlık, hastalık, ağrı yangı ve allerji gibi sorunlar, kronik yorgunluk başgösterir. Aterosklerotik hastalıklar, İskemik hastalıklar, Serebrovasküler bozukluklar, Amfizem, Bronşit, Parkinson hastalığı, Duchenne tipi musküler distrofi, Gebelik preeklampsisi, Serviks kanseri, Alkolik karaciğer hastalığı, Diabetes mellitus, Akut renal yetmezlik, Retrolental fibroplazi.. oksidatif stresin yarattığı hastalıklardan bazılarıdır.
Ozon üç O atomundan oluşur. Vücuda verildiği zaman çok hızlı bir şekilde parçalanır. Kanda ki tüm hücrelerin içine giren parçalanma ürünleri serbest radikal temizliğini başlatır. Oksidatif stres faktörleri ozon sayesinde yokedilir. Bu temizlik 'Detoks etkisi' yaratarak bağışıklık sisteminde güçlenmeye hücrelerin gençleşip canlamasına öncülük eder. Yani ozon vücudu koruyan, savunma sistemini güçlendiren yapıların harekete geçmesini sağlayan bir gençlik aşısıdır.
Ozon verilmesiyle kırmızı kan hücrelerinin taşıdığı O2 artar. Gerek kanda gerekse O2' nin dağıldığı tüm doku ve hücrelerde enerji artışı olur. Daha dinamik, enerjik, daha genç ve aktif vücut ile kişi kendini çok daha zinde hisseder.
Ayrıca daha iyi oksijenlenen hücrelerin habisleşme meyilleri de azalacaktır. Kanser oluşumunda gayet iyi bilinen gerçeklerden biri de kanser hücrelerinin oksijensiz ortamı sevmesidir. Yüksek oranda oksijen sağlayan ozonun, gençleşmenin yanısıra çağımızın en önemli problemlerinden olan kanser için koruyucu bir faktör olması yabana atılamaz.
Ozonun en önemli veriliş yolu 'Majör Ozonterapi' adı verilen yöntemdir. Majör Ozonterapi steril vakumlu bir şişeye kişinin kanının alınıp ozonlanıp, alınan kanın kişiye geri verilmesiyle yapılan bir tedavidir. 15 dakika içinde kanı yıkayıp temizleyerek vücut direncini artırır. Avuç avuç vitamin almak yerine, yıl içinde 15' er dakikalık 10-15 kürle hep genç ve zinde kalmak mümkündür. İktidarsızlıktan strese kanserden yaşlılığa kronik yorgunluktan unutkanlığa kadar pek çok hastalığın tedavisinde ozon kullanılabilir.
Sonuç olarak ozon ile gençleşmeye hücrelerinizden başlayabilirsiniz. Ağrısız bir vücut, daha iyi bir ruh hali, artmış beyin fonsiyonları, kan dolaşımı düzenlenmiş damar ve kalp, hastalıklara karşı bağışıklığı ve direnci artmış bir bünye, artmış enerji nedeniyle kilosu düzene girmiş bir beden, azalmış bir kolesterol; güçlü bir 'anti-aging' tir.
Özetle ozon yaşlanan bedene sunulmuş gerçek bir hediyedir ve bu hediye vücuda bir çok şekilde verilebilir.